Merhaba, ben Bora, Fethiye’liyim, 87 doğumluyum.
Çocukluğumu değişik bir kaç şehirlerde büyüyerek geçirdiğim ve bu şehirler kültür olarak genellikle birbirlerinden farklı, küçük bir çocuk için ise tamamen ayrı dünyalardı. O zamanlardan beri uzaklara gitmek, değişik yerleri görmek, yeni birilerini tanımak hep heyecan verici oldu benim için. Yani diğer tüm gezginlerle ortak özelliğim bu. İlerleyen zamanlarda ise tatil beldesinde yaşamanın getirileri olan ufak yaşta motosiklete binme işi ise o zamanlardan beri bir heves ötesinde tutkuydu benim için. Ve bu tutku halen devam ediyor.

Bu iki tutku birleşince ister istemez yeni yerlere gitmek yeni insanlar tanımak da vazgeçilmez bir hal alıyor. Kaldı ki günümüzün klişelerinden biri olan “komşuluk öldü” bile aslında birbirimizi ne kadar az tanıdığımızın göstergesi. Bu yüzden yeni yerler ve yeni insanlar tanımak için geziyorum hep.

14725257988_c3413d93fa_o

Bir de klasik bir soru var, nereden geliyor bu değirmenin suyu. Açıkçası değirmenin suyu değil taşın suyu çünkü taşın suyunu sıkıyorum bir değirmenim yok maalesef. Uzun süre bilişim sektörü ve ajanslarda çalıştım, ne patronları tatmin edebildim ne de iş konusunda ben kendimi tatmin edebildim. Bununla beraber minimal bir hayat yaşıyorum, en büyük giderim sigara diyebilirim mesela. Lükse zaten hiç bir zaman merakım olmadı ve hiç bir zaman elimde para tutmayı öğrenemedim. Tabi bu durumda da freelance olarak çalışmaya karar verdim. Şu an sektöründe öncü bir kaç firma ile çalışmam hayatımı idame etmemi sağlıyor. Buna ek olarak da web ve sosyal medya yönetimi, bilişim konularında çözümler sunmak, yazılım desteği vermek gibi işleri de ekipman vs. gibi harcamalarıma bütçe çıkarmış oluyor. Eğer bu tarz bir iş yaptırmak isterseniz bana ulaşabilirsiniz, hem de sizin için ekonomik bir çözüm olur. 😉

14911602162_c1de4c5750_o

Yukarıda belirttiğim minimal yaşamın bir getirisi de (artık sizin için avantaj yada dezavantajdır bilemem ama benim için avantaj olduğunu düşünüyorum.) doğayla barışık olmak, onu yakından tanımak istemek. Bu yüzden imkanlar el verdikçe her fırsatı doğayı daha yakından tanımak, aynı zamanda da kendimi tanımak için harcıyorum. Gezilerimin neredeyse tamamını 125cc’lik motosikletim “Karabaş” ile yapıyorum ve bu zamana kadar gitmem dediği yol olmadı, sanırım motorum da benim gibi gezmeyi seviyor. 🙂

Birgün bir yerlerde karşılaşıp birşeyler içip sohbet etme dileği ile, kendinize iyi bakın.